27 Mart 2011 Pazar

böyle içimdeyken, kavruk.

bir erkek konuşmalıdır.susuyorsa ve uzağında ve yakınında ve içinde konuşmasını bekleyen bir kadın varsa o noktada uzunca bir müddet durulmalıdır.

bu kalbin cehennemi,
bu bir ağrı.
nefes borunuzda ve sol yanınızda.

ilk defa oluyor.
hatalıyım, bu yüzden belki de.

yorum yaptıracak kadar dahi konuşmadı.konuşmaktan bile bahsedemeyeceğim bir telefon konuşmasında kaldırdı sandalyesini.kalktı.

kaderin k'sini çıkarıp bir kelimeden, kalsın istedim.
gagalamasın kuşlar kalbini..

hiç böyle görmemiş insanlar beni.
ben bakamıyorum bile.

böyle zor tutarken kendini, dayanamadığını bilirken, yandığını içinin..bilirken
çok zor.

9 Mart 2011 Çarşamba

beyaz.

merhaba.


hava ne kadar soğuk değil mi?hele içimiz..


bugün düşündüm de, zor yani.ellerim buz olmuş, durakta otobüsü bekliyorum -ki bir durakta başka ne beklenebileceği hakkında bir fikrim yok- parmak uçlarımın morluğunu farkettim ve uzun zaman sonra kendim için endişelendim, çünkü bugün mutlu olacaktım.yani kötü şeylerin olma günü değildi bugün.aradan çok geçmeden planlarımın biraz gecikeceği haberini aldım ve kendime şaşırarak eve gitmeye karar verdim.ve sonra kapısı kapanmak üzere olan otobüse son dakika dalmış bulundum.hemen ardından eve gelmemize beş dakika filan vardı sanıyorum, acı gerçeği farkettim; hep sağ cebimde duran anahtarım yoktu.çünkü sözde benden erken geleceği için sevgili ev arkadaşıma vermiştim sabah.ama unuttuğumuz bir şey vardı ki, ani kararlarımın kontrolü elimde değil.bunu bir kez daha tecrübe edişim böyle soğuk bir güne denk gelmeseydi daha mutlu olabilirdim, olmadı.eve gelince otobüsten inip zeytinli poğaça aldım ve bir diğer otobüsü bekledim.sonrası güzel bir gün..kitaplar, insanlar, sokaklar ve kar..


evet sıkıntılı filan değilim sadece bunları bilin istedim, inandınız mı?