22 Şubat 2011 Salı

gülümsesin istedim.

sonra cebime attım elimi yine, bonbonlarım! bitmişti.tane tane mutluluk olsun diye büyük paket almıştım halbuki, olmadı.neyse ki yağmur yağıyordu şehre.fakat şiirin yanaklarını sıkan tiyatrocu abi gibi ağlamıyordum ben.şehir de ağlamıyordu.şehrin ne yaptığını bilmiyorum, nasıl baktığını.

2 günde 7 saatlik uyku gözlerimden mutluluk emiyor.kurutuyor ne varsa.

ki ben 2 gün uyumayıp o adama, BİZ olmayacağız dediğim adama mutluluklar hazırlayan insanım.

bir sürprizi hazırlamaya başlarken içim gıdıklanır benim.son 48 saatimin gözlerimden emdiği uykuya bundan sebep eyvallah çekiyorum belki.ne önemi var ki.

görünce mutlu olacak.

şimdilik benden bu kadar.uyumazsam , neyse uyuyacağım.

mutlu kalın.

20 Şubat 2011 Pazar

doğal yani.

istiyorum ki musluktan damlayışı gibi bir yudum suyun, kolay olsun her şey.

19 Şubat 2011 Cumartesi

günaydın.

sizce de bugün yağmur yağsa güzel olmaz mı?

18 Şubat 2011 Cuma

günün pudra şekeri.

bir fotoğraf düşünün.
bir genç adamı 'aazıından öpiim mi' tarzında öpen bir bıdık kız.
(:

yerim.
günaydın.

öyle sıkıldım ki.yani.her gün başım ağrıyor.her sabah ve her akşam ve her gece ve her..niye bilmiyorum.dinlenemiyorum bi türlü, yaptığım bi şey de yok ki hani bu bitmek bilmeyen yorgunluğun sebebini bileyim.
fena.
huzursuzum blog.
bana güzel şarkılar söyle.

17 Şubat 2011 Perşembe

haketmeyen bir adam.
yorgun bir kız.uğraşamayacak kadar.

BİZ , olmayacağız.
geçmiş olsun.

16 Şubat 2011 Çarşamba

durup düşünmeye zamanın olur mu.

yaşarken öyle çok yoruluyorum ki, yazmak için fırsat bulduğumda yorgunluğumu anlatmak zor geliyor.birkaç küçük ayrıntı dışında bi problem yok.esasadamla ilgili de herhangi bi gelişme yok.oluruna bırakmak var.yaşayalım görelimler var.

ve buz gibi bir hava var.evde yanmayan tek kaloriferin benim odamda olmasına ne demeli?

neyse hadi uyuyalım.evet bu saatte.

15 Şubat 2011 Salı

tamam uyanır uyanmaz bi süre sesim garip çıkmış olabilir ama onun sesiyle uyanmak öyle güzeldi ki. bu saatte uyandırmış olması, yorgun ve uykusuz halimle bi daha uykuya dalamayacak olmam filan bunlar önemsiz şeyler.

14 Şubat 2011 Pazartesi

vardır belki ; biraz huzur.

merhaba.

bugünün kimilerine göre çifte sevgililer günü olduğunu hepimiz biliyoruz.aslına bakarsanız sevgilisi olmayanların kandil kutlamalarına vesile olmuş oldu malum tarih çakışması, bu güzel.

tozlu bir koltukta kıvrılıp uyuyakalan ve sabah kalkar kalkmaz nevresim takımlarını ve saçlarını dezenfekte etmiş bir bünye olarak günümün pek muhteşem başladığını söyleyemeyeceğim.ancaaak ; planımı yapmış olduğum için hala bir umudum var.mesela ; birazdan sinemaya doğru adım adım ilerleyip, malum filmi YALNIZ izleyeceğim.hemen ardından günün asıl önemini benimseyip, inançlarım adına muhteşem ve verimli saatler geçireceğim.

şimdilik benden haberler böyle.daha nice güzel haberde görüşmek üzere.

13 Şubat 2011 Pazar

yeniden merhaba.

koca pasaklı evde yalnızım.evet, akşam benimle kalacak olan 3 vefalı arkadaşım -biri sabahki hatta- gelemiyor.itiraf etmeliyim ki bu fikre alıştırmıştım zaten kendimi.

napsam napsam diye düşünüp marketten birkaç paket süt ve biraz çikolata almaya karar verdim.eve dönerken olmak istediğim yerde olduğumu düşündüm, yani şu an tam olarak olmak istediğim başka bir yer yok.açıkçası başka bir yerde yine hayal kırıklığı yaşamaktansa şu evde yalnız kalmak daha tercih edilesi.

sonra canımciğerim ev arkadaşımı aradım, evde yalnız olacağımı söyleyince vefalı insancığımızı yad ettik bi süre.pek umrumda olmadığını farkedince sevindi.üzmek istemedim onu.çünkü şu an mutlu olmalı, başucunda sevdiği adam varken düşünecek başka şeyleri olmalıydı.

süt paketini kafaya dikerken esasadam geçti aklımdan.arar belki de, vakit geçer diye düşündüm.günümün ne kadar muhteşem geçtiğinden haberi var çünkü.bunları düşüneli bi saat filan olmuştu ki, telefonum çaldı. (: merak etmiş.konuştuk biraz.bugün aklımdan geçip geçmediğini sordu.tabii ki geçmişti ve söyledim.sabahki konuşmamızda vefalı arkadaşıma bayağı köpürmüştü kendisi.temizlikten de firar ettiğini anlatınca delirdi bizimki.ona buradaki sağlam arkadaşlıklarımdan bahsetmek isterdim ama henüz öyle bir insanla karşılaşmamış olmam benim suçum değil ki.

neyse sonra yapması gereken şeyler vardı.uygun olunca arayacağım,kendine çok iyi bak olur mu diyerek kapattı telefonu.

bugün biter mi, nasıl biter bilmiyorum hiç.yarının 14Şubat olması ise GERÇEKTEN umrumda değil.yorgunum.

mutlu bir yorgunlukla uyumayı diliyorum.

günün ortalaması PEKİYİ.

bu kadar KÖTÜ bir gün bu kadar YOĞUN VE KÖTÜ bir günü haketmedim.tam olarak 26 saat olmuş uzanmayalı.ve şu an uzanabileceğim tüm kanepe,koltuk ve yatakları bok götürüyor.bu halimle süpürüp silip uyuma kararı alıyorum ama bilin bakalım ne oluyor? -süpürgemizin sapı yok.biz yokken, yani 21 gündür bu evde neler bittiğini bilmiyorum.ve şu an sevgilisiyle uzun zaman sonra buluşan arkadaşımın yanına gidip fotoğraf çekimlerini yapmam gerekiyor.

SÖZde sabah 8de beni terminalden almaya gelecek olan arkadaşım 13.00da geldi.yani 5 saat bekledim gerçekten.eve geldikten sonra getirdiklerimi yedik ve tam temizlik yapacakken noldu tahmin edin bakalım ? benim pek vefalı arkadaşımın acilen çıkması gerekti.

(: işte böyle güzel bir gün yaşıyorum.her şey bu kadar yolunda olmasa napardım bilmiyorum hiç.

şimdi bu muhteşem günü yaşamaya devam etmeliyim.bir daha görüşünceye dek , of herneyse ya.
yanımdaki bayanın sesiyle uyandım.geldik diyip gülümsedi.gerçekten mi?! tam olarak istediğim buydu biliyor musun? dedim ben de.böylece şehrimin bitmek bilmeyen giriş yolunu da görmemiş oldum.

o değil de resmen 5 (BEŞ) saat terminalde beklemek durumundayım.evinin anahtarını almayınca bu hale geliyor insan.eşyaları emanete bırakmak iyi fikir ama ailenin yanından ayrılınca maddi konularda daha temkinli oluyor öğrenci zihniyeti.ücreti sormak lazım.

ve ve ve asıl merak konusuna geliyoruz ; lunafark lavaboya gitmesi gerektiğinde ne yapacak? 2 valiz 1 gitar 1 kol çantası ve 1 adet fotoğraf makinasıyla.

işin garip yanı her şeyi ayarlamıştım sözde.arkadaşım gelip yükümü hafifletecek, bu arada da eğlenceli bi BEŞ saat geçirecektik birlikte.di'li geçmiş zaman kullanıyorum.çünkü.çünküüü arkadaşımın telefonu kapalı.yani lunafark şişti sayın seyirciler.

işte böyle.
şimdi bekleme salonundan kovulmamam için ellerimizi semaya açıyoruz.
hadi canlarım.öptüm.

12 Şubat 2011 Cumartesi

muhabbeti on numara bi abim olsaydı mesela, sorgusuz sualsiz güven veren bi abi.hani laf olsun diye değil.bakışından bile verdiği değer,merhamet hissedilebilecek bi abi.
sabahın köründe gerizekalı bir ÖZEL NUMARA yüzünden gözümde çapakla kalakaldım ya.Allah seni ne yapsın bilmiyorum.gerizekalı.hayır cevap da vermedim o ayrı ama geriye kimdi lan acaba diye düşünceler kalıyor.

Gün geçmiyor ki lunafarkın hayatında bir aksiyon olmasın.sen manyaklardan koru Allah'ım.

aslında yollar.

merhaba.


yeni bir zaman.saatler sonra çıkacağım kilometrelerce yol, hazırlamam gereken bir valiz ve toparlamam gereken bir oda var.tam ortasında oturuyorum zamanın.eski kitap aralarına sakladığım cümleleri ifşa ediyor, gamzelerime yem atıyorum.bu şehire herhangi bir aksilik olmazsa -ki umarım olmaz- aylar sonra düşecek yolum bir daha.iple çekiyordum gideceğim günü ama vedalarda hep bir sıkıntı.böyle.sonra, aramadı.benden bekledi belki de, bilmiyorum.hani yarın beni neden aramadın dese söyleyecek sözüm bile yok.korkumu bencilliğime perde edip susarım ben de , napılır ki?

neyse.hadi bana şans dileyin.
huzurlu uykular hepimize.

11 Şubat 2011 Cuma

belki de aklına bile gelmedim bugün.herhangi bir yerde,bir şarkıda,kelimede,sık sık kurduğum cümlelerde..
aşka adım adım ilerleyen zaman dilimleri öyle riskli ki.yani.emin olamıyorsun bi türlü.hah diyorsun bunu söyledi , işte bak kesin seviyor.sonra yarın oluyor.tek kelime,muhabbet yok.erkeklerin yaradılışında mı var bu bilmiyorum.tamam fıtrat olarak farklı oluşumuzu kabul ediyorum ama.neyse.sonuç olarak hala aramadı.kendime kızıyorum.kendime çok kızıyorum.hayır yani sen öyle güçlü bilinip yalnız kaldığında zavallılaşan bi kız değilsin ki, kendini bile şaşırtacak kadar dimdik durmuyor musun bazen? ne peki bu.nasıl bir zaaf.ya da zaaf mı? Ah tabii, evet itiraf et artık nasılsa duymayacak burda kimse.bağır! sırtını duvar kadar sağlam bir insana yaslamak değil mi , şöyle geniş omuzlu uzun boylu bir adam mesela.bakışıyla bile güven veren bir adam.ah yapma bu kadar eksik değilsin.tamam,anne babadan yoksun hayatlar biraz daha buruktur.ama bu eksikliğin telafisi erkekler değil lunafark, bunu kavra artık.evet hala aramadı, düşünmedi evet, aklına gelmedin.ama özledin.hangi bilinçlenme hareketin bu hissi önleyebilir ki. -tamam içses, susabilirsin.içsesimin de söylediği gibi; özledim.sesini,her gün yeni baştan anlattığı monoton günlerini,bu kadar ben oluşunu,şaşırttığı anları..bugün liseden bir arkadaşımla buluştum.uzun zaman olmuştu.hayatımda neler olup bittiğini sordu,hiçbir şey yoktu esasen.somut hiçbir şey yoktu.sonra hiç adetim değilken ondan bahsettim.tedbirli ol dedi.bu önemli.anlatırken farkettim, ben bi kahraman büyütüyorum ve en uygun karaktere giydiriyorum.biraz tedirgin,biraz buruk ama parlıyor gözlerim anlatırken.ben, öyle korkuyorum ki.
baba olmak ; ayakkabılarını hep bir başkasının içeriye alacağını bilmektir.

dene ve gör.

aslında çözüm mutlu olmak için sebep aramamaktaymış.
merhaba.

ben kimliği şahsına önemsiz bir insan evladı.
uzun zamandır kendimi dinlemediğimi farkedip buralarda buldum kendimi.
birileri uğrarsa şayet ben artık kimilerince göz önünde kimilerince kayıplarda olacağım.
belki çok yalnız belki kalabalık ve hatta belki çok mutlu olacağız kimi zaman.bakarsınız Polyanna oluruz ya da nasıl yaparız bilmem ki.her neyse , zaten daha çok akışına bırakacağımız bir yer olacak burası.
ilk adımı böylece atmış oluyorum , bolca koşacağımız günlerde görüşmek üzere.

üç diyince bunu dinleyip güzel bir gün diliyoruz . yoksa duymadınız mı ? (: