çok oldu yazmayalı.
paylaşmayalı.
aslında bu kelime bile doldurmuyor içini.
yazarak, anlatarak bir şeyin paylaşılmıyor.
sadece o an paylaşmak istediğimiz için dökülüyor içimizden bir şeyler.
esasen, dökülmüyor bile.kopyalayıp duruyoruz.
üstelik, dillendirdikçe daha bir budaklanıyor her şey.
çok şey oldu ve aslına bakarsanız hiçbir şey.
çok yürüdüm çok durdum çok sustum.
bir şeyleri çok yaptım hep ve bu yetinmezliğin sonunun nereye varacağındanı bilemiyorum.
bu böyle oluyor.
yani bi şeyden küçücük, çok az bile bi zevk aldığım anda vazgeçmek istemiyorum.
bir daha bulamayacakmışım
sonsuza
kadar
kay
be
de
cek
mişimgibi.
halbuki kaybedenden çok kaybedilen olduğumu söyler biri.
o da korkuyor üstelik
korkutuyor muyum insanları bilmiyorum.
halbuki tam ter. .
yani, beni kaybedebilmek için öyle çok çabalıyor ki insanlar.
kalamıyorum bile.
şarkılara sardım yine.
yeni sesler
yeni melodiler
..
..
..
bir sürü okumadığım kitap ve bir sürü almak istediğim kitap
bir sürü içmek istediğim kahve
bir sürü kalp atışı
bir sürü insan
bir sürü ışık
bir sürü güneş
her sabah ve her sabah ve her sabah gerdanıma dökülen ter damlacıklarıyla uyanacağım günler,
başladı.
yaz mevsimi korkutuyor.
sıkıyor.
çünkü;
sinirlendiğinizde yüzünüze çarpacak rüzgar,
insanlarınızla yürürken aniden bastıran yağmur ve koşuşturan diğerleri,
üst üste giyilmiş kıyafetler
çok uzakta olacak.
ve itiraf etmek gerekirse beni huzursuz eden tek mevsim diyebilirim yaz için.
ama asıl mesele,
temelini attığımız bu yazdan korkmayışım.
yani garip bir şekilde güzel geçecekmiş gibi,
kafamı kaşıyacak vaktim olmayacakmış,
olsa bile büyük bir zevkle kaşıyacakmışım gibi hissediyorum.
bu şehirde son günlerim.
çok şey yapmak isterken bir şey yapmayı unutuyorum hep.
bir bilgisayar masasında
ya da
defter başında kalakalıyorum.
tıpkı, şu an olduğu gibi.
uyandığımdan beri tek lokma yememiş olmam ve kalktığım anda hissedeceğim o baş dönmesi,
evet saatlerdir tek bahanem bu.
:)
hayır, şu an uydurdum.
kendimle oynamayı,
kendimi iğnelemeyi
kendimi sinir etmeyi
kendimi oynatıp alkış çalmayı
olmadık yerde olmadık kahkahalar atıp
kahkaha atarken böyle güldüğüme göre mutluyumdur herhalde diye düşünmeyi
aniden yükselen sesimi
tepkilerimi..
anlayacağınız,
ölürsem bi gün, özleyeceğim şeyler var.
sanırım.
yani.
yine bir ben'im olacaksa böyle.
bilmiyorum.
dışarıda rüzgar var.
sanırım, bi süre çok sık uğrayacağım.
çünkü -hala-
bir omzum yok.
bunu hissedin.
iyi günler.